
Basiretsiz yönetimin eseri olan kadro ile elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan Aykut aleyhinde, istifa sesleri yükseldi Beşiktaş maçı sonrasında Saracoğlu tribünlerinde.
Bunun adına tarih tekerrürden ibarettir mi demek gerekir, yoksa topluluklar hak ettikleri şekilde yönetilir mi demek gerekir, iyi düşünmemiz lazım.
1998 yılında Fenerbahçe'ye gelen ve ardından apar topar gönderilen Joachim Löw, bugün Alman futbol takımını sahanın her yerinde koşan, basan, mücadeleci ve herkesin beğenisini kazanan bir takım haline getirmiş durumda, ve pektabi daha uzun yıllar bu görevini sürdürecek gibi duruyor.
Ardından göreve gelen Rıdvan Dilmen'in kaderide farklı olmadı. Fenerbahçe kendi evladından kısa sürede kolayca vazgeçerken belkide geleceğinden vazgeçiyordu. Bugün Rıdvan hocayı yediden yetmişe bütün sporseverler beğenerek NTV'de izliyor. Kendisinin yaptığı isabetli tespitler, doğru öngerüler ve tahminler, efendiği, dürüstlüğü ve adamlığı onu ekranlarımızın vazgeçilmez yorumcusu yaptı.
Fenerbahçe taraftarı bu iki hocasını hiç unutmadı. Herkesin aklında keşkeler kaldı. Şimdi yıllar sonra Fenerbahçe'de yine bir öz evladı teknik adam olarak görev alıyor. Sahne yine aynı sahne, taraftar geçmişinden ders alamamış Fenerbahçe taraftarı. Yine aynı gürültü,teknik direktör istifa sesleri.
Çünkü senelerdir Maldonado'ları, Josicho'ları, Gökhan Ünal'ları, Güiza'ları, Aykut Hoca doldurdu takıma. Çünkü tribünlerin öncü taraftar gruplarını Aykut hoca çıkıp kovaladı tribünlerden. Aragones'lerle Daum'larla çok yüksek tazminatlı sözleşmeleride kendisi imzaladı ve işlerine son verip yığınla tazminat borcu altına soktu kulübü. Et istifa hocamda biraz gün yüzü görsün senelerdir son dakikada şampiyonluk kaçıran taraftar.


